Taşlarla veya zarlarla yapılan faldır. Zar falının kökeni, eski çağlara dayandığı sanılmıştır. Bu fal da Orta Çağ’dan beri yapılmaktadır. Üç zar ile ve bir daire çizilerek yapılır. Zarlar dairenin içine atılır. Dairenin içine düşen zarların sayısı ve üç zarın toplamına göre yorum yapılır.
Kum, toprak, toz ve çakıl taşları ile tesadüfen tespit edilen belli noktalar ve bunların şekilleri üzerine yapılan yorumlardan ibarettir.
Bu da falın en korkunç ve barbarca yapılan bir şeklidir. Çünkü bazı tahminlere göre, bu, kurban edilen kadın veya erkeklerin bağırsaklarını inceleme yoluyla yapılmaktadır. Nöron gibi Roma imparatorları tarafından revaç gören ve ayakta tutulan bu vahşi yöntemin en son örneklerinden birini Fransa Mareşali ve Kara Büyü tutkunu Gilles de Rais’de (1404-1440) bulunuyoruz. De Rais, fal bakmak için birçok çocuğu genç yaşta kurban etmişti.
Eski Yunanlılarda ve onlardan önce eski Estrüsklerde kurban edilen koyun veya büyük baş hayvanın bağırsaklarının incelenmesi ile yapılan bir fal türüdür. Bunu uzmanlar yapardı. Bunun için uzmanlar, önce hayvanın davranışlarını, sonra can çekişmesini ve nihayet bağırsaklarını incelerlerdi. Yine uzmanlar tarafından bazen de hayvanın kalbi ve karaciğeri de incelenirdi.
Eski bir fal şekli olan karaciğer falı, ilk olarak Keldanilerde sonra da Yunanistan ve Roma’da görülen ve kurban edilen hayvanların karaciğerlerinin incelenip yorumlanmasıyla yapılmaktadır. Büyük İskender’in ölümünün böyle bir fal usulüyle tespit edildiği söylenmektedir.
Eldeki çizgilerden kişinin geleceği okuma işidir. El falı, en eski fal şekillerinden biridir. 3000 yıl önceki Hint kaynaklarından Vedalarda yer almaktadır. Ayrıca Aristo’nun bundan söz ettiği ve Orta Çağ el yazılarında örnekleri bulunduğu da söylenmektedir. El falında genellikle avuç içi ön plandadır ama aslında elin tamamını ve hatta tırnakları bile kapsar.
Ülkemizde de son yıllarda epeyi meşhur olan ve bir ara her TV ekranında görebileceğimiz kadar yaygınlaşan ve hatta bazı gazetelerin, dergilerin promosyon olarak verdiği acayip şekillerden oluşan Tarot kağıtları ile yapılan faldır.
Tarot kâğıtlarının çıkış tarihi 14. yüzyıl olarak bilinmekte ve buna da o tarihten kalma olduğunu söyleyen Tarot desteleri kaynak olarak gösterilmektedir. Yine bazıları bunların Çin’den veya Hindistan’dan Çingeneler tarafından Avrupa’ya getirildiğini, bazıları da Mısır’dan getirildiğini iddia etmektedir. Mısır’dan geldiğini söyleyenler, bunun eski bir tanrı olan Toth’un kitabının özetlenmiş şekli olduğunu da tezlerine ekler. Tarot kâğıtlarının falcılıkta kullanılması, 18. yüzyılda başlamıştır. Bugün en çok kullanılanı 78’li destelerdir.
Tarot ile ilgilenenler ona çeşitli anlamlar ve değerler vermişlerdir. Bazıları için sadece bir fal aracı sayılmasına karşılık, bazıları içinde o, ruhani bir yolculuğun anahtarı olarak değerlendirilir.
İlk defa 16. yüzyılda çıktığı görülen çok meşhur ve her zaman da çağdaş olan fal şeklidir denilebilir. Fransız Kralı 6. Charles’ı eğlendirmek için çizdiği söylenen İskambil kâğıtları, Tarot katlarının sulandırılmış şekli sayılmaktadır. Tarot kartlarına yakıştırılan kozmik yani evrensel anlam veya metafizik değer, normal oyun kartlarında bulunmaz. İskambil falı zaten kişinin kimliğini ortaya çıkartmak veya ruhsal portresini çizmek gibi amaçlar taşımaz. Tek gayesi ve işlevi geleceği açıklamaktır. Bunu yapabilmek için de 52 kâğıttan oluşan destedeki kartlara birer anlam vererek, bunları bir araya getirip yorumlamak gerekir. Her fal da olduğu gibi bunda da falcının pratik zekâsı ile karşısındakinin psikolojisini tartmak oldukça önemlidir.
Kuşların uçuş şekli ve seslerinden bir anlam çıkarmak suretiyle gelecek hakkında bilgi verme işidir. Bu fal çeşidi, Cahiliye Arapları’nda olduğu gibi, Antik Roma’da da görülmektedir. Belki de Araplara da onlardan geçmiştir. Kuş falı uzmanları üçlü veya dokuzlu gruplar halinde hareket eder, fal bakarlardı. Onlara sorulmadan Roma’da hiçbir önemli karar alınmazdı.
Kişiye özel olarak yapılan bu çalışmada, kısmeti kapalı olduğu
düşünülen kişi hakkında ön bilgiler alınır ve Ruhani Alemden destek
alınarak gerçekte kişinin önünde bir engelin olup olmadığı tespit
edilir.Böyle bir hal tespit edilirse kişinin içinde bulunduğu duruma
göre Hadimi (Görevli Cin) atanır ve “VEFK” hazırlanmaya
başlanır.Sonrasında kişinin bu rahatsızlıktan kurtulması amacıyla dua
oluşturulur.
Kişi; üzerinde taşıdığı Vefk ve okuduğu dualarla oluşturduğu pozitif
enerji sayesinde, içinde bulunduğu sıkıntı ve engelleri kaldırılmaya
başlar.Bir çok kişi kısmetinin kapalı olduğunun farkında değildir.
Gerçekte hedeflediği yere varabilmesi için önünde hiç bir engel
yokken, anlaşılamayan bir nedenle yapmak istedikleri gerçekleşmez,
olumsuz sonuçlanır.